Tüm Hastalıklarla ilgili temel ön bilgiler bulabileceğiniz burda

Bulaşıcı Hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulaşıcı Hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Horlamayı Ciddiye Alın...


Uyku sorunları içinde en çok rastlanan ve doktora başvurma nedeni olan “uykusuzluk”tur. Ancak horlama ve uykuda solunumun durması olarak tanımlanan “obstruktif uyku apne sendromu”, uykuyla uğraşan bilim adamlarınca ölüme götüren ciddi sonuçları nedeniyle daha çok önemsenmektedir...İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayfer Utku Savaş'ın verdiği bilgilere göre, obstruktif uyku apne sendromu, hastalığı yaşayan kadar yatak partnerinin de yaşam kalitesini düşüren, hatta neden olduğu kardiyovasküler ve serebrovasküler komplikasyonlar nedeniyle insan hayatını tehdit eden göz ardı edilemez bir hastalıktır.Uyku, yaşam süremizin yaklaşık üçte birini geçirdiğimiz, fiziksel olarak dinlendiğimiz ve beyin fonksiyonlarımızın düzenlendiği aktif bir süreçtir. Uyku süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte etkin olabilmesi için en az 6 saatlik bir sürenin gerekli olduğu kabul görmektedir.


Obstruktif Uyku Apne Sendromu

Horlamanın neden olduğu en önemli hastalık, uykuda solunumun durması olarak tanımlanan ‘obstruktif uyku apne sendromu’dur. Obstrüktif uyku apne sendromu, ağız ve burunda hava akımı yokluğuna (apne) veya belirgin azalmasına (hipopne) yol açan, tekrarlayıcı üst hava yolu tıkanıklığı ile karakterli bir sendromdur.

Bu Belirtilere Dikkat!

Obstruktif uyku apne sendromu olan kişide horlama 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü olur. Bu kişilerde uyku, nefes durmalarıyla kesilir. Horlamanın yanı sıra nefes daralmaları, iç çekmeler, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, sık ve uzun süreli solunum durmaları, sabah yorgun uyanmayla kendini gösterir. Gece boyunca bölünmüş uyku ve uykuda oksijen düşmeleri unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu ve tatminsiz uyku ile sonuçlanır.Bu hastalığın belirtileri arasında; sabahları baş ağrısıyla uyanma, yorgun uyanma, yataktan kalkmak istememe, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, kişilik değişikliği, sosyal ve cinsel yaşam sorunları sıralanabilir.

Tedavi Yöntemi

Obstruktif uyku apne sendromu tanısı, klinik şüphe sonrasında yapılan değerlendirme sonucunda “polisomnografi” denilen tüm gece boyunca beyin elektriksel aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği “uyku testi” ile konur. Hafif olgularda kilo verme, üst havayolunun tıkayıcı anatomik engellerinden kurtulma (KBB operasyonları), ağız içi araç gibi tedaviler önerilir. Ağır olguların tedavisi ise CPAP (sürekli pozitif basınçlı hava veren cihaz) adı verilen üst havayolunun açık kalmasını sağlayan cihaz ile yapılır. Tedavi sonrasında uyku kalitesi normale döner, horlama, nefes durmaları, gündüz uykululuk ortadan kalkar, insanlar normal yaşantılarına yeniden ve kısa zamanda döner.

Tedavi Edilmediği Takdirde

Tedavi edilmezse kalp büyümesi, ritim bozukluğu, hipertansiyon, iş kazaları, cinsel isteksizlik, uykuda ölüme neden olabilir. Obstruktif uyku apne sendromlu hastaların yüzde 30-50’sinde hipertansiyon bulunurken nedeni bulunamayan hipertansiyonlu hastaların yüzde 20’sinde uyku apne sendromu bulunur.“Çok fazla bilinmeyen obstruktif uyku apne sendromu, trafik kazası riskini 7-8 kat artırıp, iş kazalarına neden olmakta ve toplumdan topluma değişmekle birlikte yüzde 1-4 sıklıkta görülmektedir. Şeker hastalığı sıklığının yüzde 3, astım sıklığının yaklaşık yüzde 5 olduğunu düşünürsek ne kadar önemli bir sorunla karşı karşıya olduğumuz biraz daha netleşir.”


Kaynak:ailem.com

İnternet Hastalığı

'Chat'in ustasıyım, internetin hastasıyım!
İnternet kullanımının günlük yaşamda fazla yaygınlaşması sonucu, hastalık yaratabilecek ölçüde bağımlılık listesine girdiği öğrenildi.
Kumar, madde, alkol, alış veriş gibi birçok önlenemeyen alışkanlık içinde yerini almaya başladığı bildirilen internet kullanımının, bağımlılıklar kümesi içinde ayrı bir hastalık olarak tedavi edilmesi gerektiği yolunda birçok psikiyatristin görüş birliği içinde bulunduğu kaydedildi.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Coşkunol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ucuz, kolay ulaşılabilir ve anonim olması nedeniyle daha çok tercih edilen internet kullanımıyla ilgili olarak özellikle ailelerden çok sık başvurular aldıklarını, bunların sayısının da giderek arttığını bildirdi. Ege Üniversitesinde, alış veriş, kumar, madde, alkol gibi bağımlılıkların yer aldığı yüksek lisans ders programına, internet bağımlılığının da girdiğini belirten Prof. Dr. Coşkunol, bu konuda ülke ve dünyada çok yaygın çalışmaların bulunduğuna işaret etti.
-''GENÇLER ARASINDA DAHA YAYGIN''-
İnternet bağımlılığının özellikle gençler ve sorunlu olabilecek insanlarda daha yaygın olarak görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, ''Gençler arayış içinde kendilerine bu şekilde bir kimlik buluyorlar. Ama bu zahiri bir kimlik. Bu sorun özellikle arkadaşlık ilişkileri, kimlik organizasyonları olmayan gençler arasında daha fazla yaygın'' dedi.
Kişilerin sosyal ve mesleki işlerini etkilemesi, buna engel olamaması ya da bu aktivitesinin sıkıntı yaratmasının, bağımlılığın işaretleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, ''Bunun sorun haline geldiğinin belirtisi, kesme noktasında kişide kontrolün kalmamasıdır. Bu durum ciddi tedavi edilmesi gereken bir sorun haline gelebilmektedir. Öyle hastalarım var ki, 48 saat boyunca kesintisiz bilgisayar başında kalmaktadır'' dedi.
Prof. Dr. Coşkunol, şunları kaydetti: ''Elbette bu duruma eşlik eden depresyon, sıkıntı ya da şizofrenik bozukluklar da olabiliyor. Kişi çok sıkıntılı ve huzursuz olabiliyor. Bu sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak için internet kullanımı bir yöntem haline gelebiliyor. Örneğin alkol, alışveriş veya kumar yerine ucuz ve kolay olması nedeniyle internet tercih edilebiliyor. Bağımlılığın mantığı da budur.''
İnternet bağımlılığının ayrı tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak değerlendirilmesinin söz konusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Coşkunol, ''Bugün birçok psikiyatrist, bunun, bağımlılıklar kümesi içinde ele alınması gereken bir hastalık olarak ele alınması konusunda fikir birliği içinde'' dedi.
-AİLELERE ÖNERİLER-
Çocukları internet kullanımı konusunda denetlemek için ailelere önemli görevler düştüğüne işaret eden Prof. Dr. Coşkunol, bilgisayarın evde herkesin görebileceği bir yere konulması, internete giriş saatlerinin sınırlandırılması ve ebeveynlerin yasal olmayan sitelerin açılmasını engelleyen program kullanmasını çözüm önerileri olarak sıraladı. Alınan bilgiye göre, internet bağımlılığı kavramı ilk olarak 1995 yılında New Yorklu bir psikiyatrist olan Ivan Goldberg tarafından ortaya atıldı, ancak bilimsel anlamda tartışmalar Pittsburgh Üniversitesinden Kimberly Young'ın çalışmasıyla başladı. Kendi istekleriyle çalışmaya katılan 496 internet kullanıcısını inceleyen Dr. Young, bunlardan 396'sının bağımlılık kalıplarına uygun çıktığını belirledi

Çocuklarda Bulaşıcı Hastalıklar

İlkbahar mevsimine hazırlandığımız şu günlerde, bulaşıcı hastalıklar çocuklarımızın sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Özellikle kızamık ve kızılın neden olabileceği ciddi rahatsızlıklara karşı önlem almalıyız! Kış ve ilkbahar mevsimleri çocukların sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması için uygun bir dönemdir. Eski­den salgınlar halinde görülen bulaşıcı hastalıklar, binlerce çocuğun ölümüne neden olurdu. Günümüzde artık bulaşıcı hastalıkların birçoğuna karşı geliştirilmiş aşılar var. Ancak her enfeksiyona karşı savaş veren bir aşı henüz yok. Dolayısıyla sık karşılaşılan enfeksiyonların belirtileri bilinirse, en azından hastalığın daha ciddi bir boyuta gelmesi engellenebilir.
Her anne babaya yardımcı olacak; bulaşıcı hasta­ıklarla ilgili ayrıntıları Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Göker'den aldık. Dr. Şirin Göker, çocuklardaki enfeksiyonların birçoğunun oluşumunda virüslerin rol oynadığım belirtiyor. Ancak kimi zaman bakterilerin de bulaşıcı hastalıklara yol açabileceğim vurguluyor. Göker, bakterilerin normalde de insan vücudunda yaşadığını; fakat bazen aşırı çoğalarak enfeksiyona neden ol­duklarını ifade ediyor. Örneğin, bağırsaklarda ya­şayan koli basillerinin idrar yollanna yerleşerek oluşturduğu enfeksiyon gibi. Bakteriyel enfeksi­yonların tedavisinde, antibiyotiklerin kullanıldığım söyleyen Dr. Göker; antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz oldugunu da belirtmeden geçmiyor. Özellikle çocukların enfeksiyonlar karşısında daha has­sas olduğunu vurgulayan Dr. Şirin Göker, bulaşıcı hastalıkların belirtileri ve tedavileri hakkında bilinmesi gerekenleri sizin için anlattı.
Boğmaca
Hastalık nezle şeklinde haşlar; gözlerde sulanma, burunda akıntı ve hapşırmayla devam eder. Gece­leri öksürük nöbetleri görülür. Daha sonra bu ök­sürük, sık ve kusmaya neden olacak şekilde de­vam eder. Öksürük gürültülü ve tekrarlıdır. Çocuk, öksürüğün ardından inilti tarzında sesler çıkartır. Öksürük nedeniyle güçlükle nefes alıp veren ço­cuğun rengi morarabilir. Bu nedenle havale, geçi­ren çocuklar bile olabilir. Bu hastalığa yakalanan ve özellikle ilk 6 ayı içinde olan bebekler ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Tedavi ve korunma için 2 hafta süreyle antibiyotik verilir. Ayrıca, rahat solunum için su buharı yapılarak, odanın havası nemlendirilir.

Kabakulak

Genel olarak kulak altındaki ve önündeki bezele­rin iltihaplanması ve şişmesi sonucu görülen bir hastalıktır. Bu şişlikler nedeniyle çocuk yemek yerken ve çiğnerken zorlanır. Ayrıca yüksek ateş, mide bulantısı, karın ve baş ağrısı ya da öksürük gibi bulgular da görülebilir. Ortalama 2 hafta ku­luçka süresi olan hastalıkta, bulaşıcılık süresi; yük­sek ateşle başlar ve kulaktaki şişlik kaybolana ka­dar devam eder. Parasetemol içeren ilaçlar ateş ve ağrıyı kesme amacıyla kullanılır. Hastalık döneminde, tükürük artıracak limon, sirke gibi ekşi be­sinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Virüsün sağır­lığa ve kısırlığa neden olduğu durumlar oldukça azdır.

Kızamık
Kızamık çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır ve diğer hastalıklara göre daha ağır ve tehlikeli seyre­der. Çocuklarda ateş ve öksürüğün yanı sıra göz­lerde kızarıklık, akıntı ya da çapaklanma görülür. Boyunda ve alında başlayan deri döküntüleri, hız­la tüm vücuda yayılır. Kuluçka süresi ortalama 2-3 hafta kadardır. Bulaşıcılık, döküntüler kuruyana kadar devam eder. Kızamık sıklıkla ortakulak ilti­habı, pnömoni (zatürree) gibi hastalıkların oluşumuna neden olabilir. Tedavi edilmediğindeyse ço­cuklarda kalp yetmezliğine kadar ciddi boyutlara varabilir. Çocuğun bol hol su içmesi; ateş sırasında kaybedilen sıvının geri kazanılmasını sağlayarak vücudun su dengesini düzenler. Ayrıca, ateşi dü­şürmek için parasetemol içeren ilaçlar kullanılır.

Kızamıkçık
Hafif seyreden bir hastalık olduğu için çocuklar açısından tehlikeli olduğu söylenemez. Vücudun kimi bölgelerinde sivilceler oluşur; ancak bu sivil­celer kızamıkta olduğu kadar belirgin değildir. Ateşin yanı sıra, gözlerde sulanma, burun akıntısı ve öksürükde ortaya çıkar. Kuluçka dönemi 2 haf­ta kadar olup, bulaşıcı dönem deride döküntü başlamadan 1-2 gün kadar öncedir. Kızamıkçık. özellikle hamile kadınlar için önemli bir tehlike teşkil eder. Enfeksiyon ilk l6 hafta içinde, anne karnındaki bebeğe ciddi zarar verebilir. Bebekte görülebilecek anormallikler arasında; kalp hastalı­ğı, katarakt hatta zeka geriliği sayılabilir. Bu ne­denle hamile kalmadan önce anne adaylarının bu hastalığa karşı bağışıklık kazanıp kazanmadıklarım test ettirmeleri gerekir.

Kızıl
Genellikle kasıklarda başlayan, kol ve boyunda yoğunlaşan kızıl renkte döküntülerle kendini gösterir. Hastanın dil rengi frambuaza yakındır. Bunun yanısıra ; yüksek ateş, mide bulantısı, boğaz ağrısı ve iştahsızlık da görülür. Ortalama l ile 7 gün arasında değişen kuluçka süresi vardır. Kızılın tanışı, streptokok bulma amacıyla yapılan boğaz testi sonucunda konur. Hastalığın tedavisi antibi­yotikle yapılır, Hastalığın erken komplikasyonları arasında; sinüzit va ila ortakulak iltihabı sayılabilir. Ancak kızıl tedavi edilmediğinde; kalp romatizma-sı ya da böbrek iltihabı gibi daha ciddi hastalıklar­la karşılaşmak kaçınılmazdır.
Suçiçeği
Kış ve bahar mevsimlerinde en sık görülen hasta­lıklardan biri de suçiçeğidir. 3-10 yaş arası çocuk­larda daha sık görülen bu hastalık, halsizlikle başlar. Birkaç gün düşmeyen ateş. nezle ve öksürük görülen diğer belirtiler arasında yer alır. Ardından vücudun farklı kısıınlannda, içi su dolu pembe ta­necikler belirir, iki tanecikler kuruyuncaya kadar kaşıntıya neden olurlar. Ortalama 2-3 hafta kuluç­ka süresi olan suçiçeğinin. bulaşma süresiyse tane­ler dökülünceye kadar devam eder. Hastalık süre­since çocuğun yaralarını kaşıyıp, koparmasına en­gel olunmalıdır. Bu amaçla doktor tarafından veri­len losyonlar sürülür. Tedavisinde parasetemol kullanılır. Aspirin ise kesinlikle verilmez.
Hamileliğin ilk 5 ayında geçirilen suçiçeği anne karnındaki bebeği olumsuz etkiler.

6. Hastalık
6 ay ve 2 vas arasındaki çocukları daha çok etkile­yen bu hastalık, halk arasında gülcük ya da 3 gün ateşi olarak bilinir. 3 gün kadar süren yüksek ateş ilk belirtileri arasındadır. Ateş düştükten sonra ço­cuğun vücudunda kırmızı kabarıklıklar belirir. Ke­sin bir tedavi yöntemi olmadığı gibi, ciddi sorunlara da yol açmaz. Parasetemol içeren ilaçlar verilerek ateş düşürülmeye çalışılır. Aspirin ise tercih edilmeyen bir ateş düşürücüdür.
Grip
Grip, soğuk algınlığı gibi bir virüs hastalığıdır. Hastalık başka birine doğru öksürme ve hapşır­mayla geçer. Hastalığı başka hirine bulaştırma ris­ki. ilk haftada en yüksektir. Çocuk gribe yakalan­dıktan 2-3 gün sonra; eklem ve bas ağrısı, boğaz ağrısı, titreme, öksürük, nezle, mide bulantısı, kus­ma, ishal ve ateş baslar. Her şeyden önce çocuğun iyi bir bakıma ihtiyacı vardır. Önemli olan çocu­ğun bol miktarda sıvı ve C vitamini almasıdır. Bo­ğaz pastilleri ve öksürük şurubu, boğaz ağrısını hafifleteceğinden. geceleri rahat uyumayı sağlar. Fakat asla aspirin verilmemelidir. Grip genellikle 7-10 gün arasında atlatılır.
İshal
Çocuklarda ishal nedenlerinin başında viral enfek­siyonlar gelir. Rota virüsünün neden olduğu ishal­de, genelde virüs bağırsaklara ya da mideye yerle­şir. ishalle birlikte kusmalar da görülür, ishal ve kusma sonucunda vücut hem su hem de tuz kay­beder. iki nedenle çocukta islıal haşlar haşlamaz, kaybedilen sıvı kaybının telafi edilmesi gerekir. Az miktarlarda sıvı, sık aralıklarla içirilerek vücudun ihtiyacı olan sıvı dengesi sağlanır. Ancak süt, haz­mı zor bir sıvı olduğu için tercih edilmez. Kusma ve islıal birkaç gün sürebileceği gibi haftalarca da devam edebilir. Çocuk aşırı kusuyorsa, kusma ke-silene kadar birkaç saat hiçbir şev yedirmemek ge­rekir. Bunun yanı sıra formül mama. yoğurt, yağsız sebze çorbaları, kızarmış ekmek, makarna, pi­lav, muz ve kalınan soyulmuş elma verilebilir. Şe­kerli, yağlı ve pişmemiş yiyeceklerden kaçınılmalı­dır. Bu şekilde beslenme, kusmayı önleyerek sıvı kaybının artmasını engeller. Asın yorgunluk, hal­sizlik, göz yası yokluğu, ağız kuruluğu, çökük gözler, az idrar yapma ve su kaybı belirtileridir. Dalıa çok 5 yas altındaki çocuklarda görülen bu hastalığın diğer belirtileri arasındaysa yüksek ateş ve iştahsızlık yer alır. Ayrıca ateş varsa parasete-mol içeren ilaçlar verilerek kontrol altına alınmaya çalışılır. Ve kusmayı engelleme amacıyla da fitil kullanılır.
Sinüzit
Çocuklarda burna açılan sinüsler, geçirilen soğuk algınlığı, nezle ya da grip gibi enfeksiyonlardan sonra tıkanabilir. Dolayısıyla içinde sıvı birikip bu­run sisebilir. Sinüslerin içindeki sıvı bakteriyle enfekte olduğunda sinüzit yani sinüs enfeksiyonu gelişir. Öksürük veya nezle gibi bulgular, 10 gün­den fazla gözlemlendiğinde sinüzitten şüpheleni­lir. Sinüzit, sürekli burun akıntısının ve özellikle geceleri rahatsız eden öksürüğün disında bas ağrı-sına da neden olur. Antibiyotik kullanımıyla tedavi edilebilir.
Soğuk Algınlığı ( Nezle)
Nezle; öksürük, hapşırık ve gözlerde sulanmayla seyreder. Hafit ateş, halsizlik ve dalla büyük ço­cuklarda has ağrısı da gözlenir. Soğuk algınlığına yol açan yüzlerce virüs vardır, iki nedenle soğuk algınlığı asısı henüz geliştirilmemiştir. Hastalığın rahat bir şekilde atlatılması için yatılan odanın ha­vasım nemlendirmek gerekir. Ateşi kontrol altında tutmak için parasetemol kullanılır. Aspirin 12 ya­yından küçük çocuklarda karaciğer ve beyinde ağır tahribata yol açabileceğinden virütik enfeksi­yonlarda kullanılmamalıdır. Burnu açık tutmak için burun damlaları, dekonjesten şuruplar verilir. Yeterli sıvı alımı çok önemlidir. Çocuk hem ateşin etkisiyle, hem de solunum yolundan sıvı kaybetti-ğinden ek su almaşı sağlanmalıdır. Soğuk algınlığı l hafta kadar sürer. Ateş, şikayetlerin başladığı ilk 3 günde olur, sonra düsmeye baslar. Ateş 3 gün­den fazla sürerse ya da ateş düştükten 1-2 gün sonra tekrar çıkarsa, doktora gitmek gerekir. Ök­sürük ve burun akıntısı l haftadan fazla sürerse, solunum güçlüğü ya da kulak ağrısı gelişirse gecikmeden doktora başvurulmalıdır.
Bronşiyolit
Sıkça görülen alt solunum yolu enfeksiyonlarından biri olan hu hastalığa. RSV adı verilen virüs neden olur. Ateş. nezle, kulak iltihabı ve öksürükle has­lar. 2 yasından küçük çocuklarda dalla sık görülen hronsiyolit; öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğüne neden olur. Öksürük ve solunum güçlüğü beslen­meyi zorlaştırdığı gibi asın huzursuzluk ve halsizli­ğe de yol açabilir. Ağır bronşiyolitlerde solunum sıkıntısı dalıa hızlı gelişir. Solunum yolları balgam gibi makuslarla dolar. Burunda da kalın sümükler oluşabilir. Soğuk hava buharı bu balgamların yumuşayarak dışarı atılmasına yardımcı olur. Asın solunum sıkıntısı olan çocukların oksijen ve sıvı alımlarım kolaylaştırmak için hastanede tedavi ge­rekebilir. Bronsiyolit prematüre ve kalp hastası olan bebeklerde daha ağır seyreder. Antiviral ilaç. ağır olan vakalarda yoğun bakım sartlarında kulla­nılır. Ortalama 1-2 hafta içinde düzelir.
Krup (Yalancı Difteri)
Yalancı difteri belirtileri çoğu aileyi korkutur. Hafif bir nezle ve öksürükle yatan çocuk, gece yansı boğulur tarzda bir öksürükle uyanır. Öksürük, kö­pek havlaması seklindedir. Krup, ses tellerim tutan virütik bir enfeksiyondur. Çocuktan nefes alırken ya da ağlarken ıslık seklinde bir ses duyulabilir. Hastalık kimi zaman da kendini ateşle gösterebilir. Genelde 5 yasın altındaki çocuklarda görülen ya­lancı difteri, çocuk doktorunun tavsiyeleriyle takip edilebilir. Öksürüğün geçmesi için buhar tedavisi yapılabilir. Soğuk buhar çocuğun dalıa rahat nefes almasına yardımcı olur. Eğer evde buhar makinesi yoksa, banyonun kapı ve penceresi kapatılıp, sı­cak suyu 5 dakika akıtmak banyonun buharla dol-masını sağlar. Bu şekilde hazırlanan ortamda çocuğun neles alışverişi kolaylaşır. Gece soğuk havada yürüyüş yapmak da solunumu kolaylaştırır. Krup ciddi solunum güçlüğüne yol açarsa bir süre hastanede kalmak gerekebilir. Hastanede buhar tedavisiyle birlikte gerekirse kortizon gibi ilaçlar da verilebilir.
Ortakulak enfeksiyonu
Neyle ya da grip sonrası kulak ağrısı gelişebilir. Bebekler, kulaklarının ağrıdığını söyleyemezler. Ancak asın huzursuzluk, uyku bozukluğu, ateş, kulak akıntısı orta kulak enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Kulak muayenesi sonucunda enfeksiyon tespit edilirse. 7-1O gün sureyle antibiyotik verilir. Antibiyotiğin belirtilen dozda, uygun saat aralıkları ve surede kullanılması şarttır. Çoğu aile doktora danışmadan çocuğun şikayetleri düzeldi diye anti­biyotiği keser. Bu durum enfeksiyonun tam düzel­memiş olduğu için tekrarlamasına ve iyileşmenin gecikmesine yol açar. Kulak ağrısını gidermek için doktorun tavsiye etliği miktarlarda parasetemol kullanılır. Aspirin verilmemelidir. Antibiyotik bitiminde ikinci bir muayene daha yapılır.
Konjoktivit ( Göz İltihabı)
Gözlerde kızarıklık, kaşıntı, ağrı ve çapaklanma gözlenir. Göz iltihabıyla birlikte yüksek ateş, göz etrafında şişlik ve kızarıklık varsa mutlaka doktora gidilmelidir. Çünkü, bu bulgular enfeksiyonun, daha ciddi olduğunu gösterir. Her konjoktivit bulaşıcı değildir. Konjoktiviti tedavi etmede sıcak kompres ve antibiyotikli göz damlaları kullanılır. Tedaviden birkaç gün sonra gözdeki kızarıklık ve şişlik devam öderse göz doktoruna başvurulmalıdır. iki durumda virüs ya da alerji de akla getiril­melidir.
Pnömeni
Pnömeni, akciğer iltihaplanmasıdır. Soğuk algınlı-ğındaiı itirkaç gün sonra gelişebilir. Çocukta titre­meyle birlikte ani yükselen ateş. zorlu nefes alışverişi gibi .solunum sıkıntısı gözlenir. Öksürük da­ha sonra ortaya çıkabilir. Tanı kovmak için akciğer grafisi gerekir. Virütik zatürreeler hafif geçirilir. Ateşi düşürmek için parasetemol: hırıltı varsa solu­num yollarım rahatlatan, genişleten ve balgam söken ilaçlar kullanılır. Ayrıca tedavide antibiyotik, bol sıvı alımı ve oda havasının nemlendirilmesi önerilir. Zatürree genellikle evde tedavi edilebilir; ancak ağır solunum sıkıntısı olanlar ya da 6 aylık­tan küçük bebekler hastaneye yatırılabilir.
Anne Babalara öneriler;
Çocuk Sağlığı ve Hastalık­ları Uzmanı Dr. Şirin Göker, okula ya da kroşe gide­cek tüm çocukların aşı programının tamamlanmış elması gerektiğini belirtiyor. Hatta aşısı olmayan çocukların kay­dının yapılmasını doğru bul­madığım da vurguluyor. Çünkü çocuklar kalabalık bir ortamda hastalığı birbirlerine daha rahat bulaştırabiliyor.
Dr. Şirin Göker bu nedenle aileleri, hijyen konusunda uyarıyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
"Çocuklara el yıkama alışkanlığını mutlaka küçük yaşlardan itibaren kazandırmak gerekir. Özellikle yemekten önce ve tuvaletten sonra. Ayrıca çocu­ğun tırnakları kısa kesilmeli, tırnak yemesi engel­lenmeli ve dışardan geldikten sonra giysileri değiş­tirilmeli. Mümkün olduğu kadar sık banyo yapmasına özen gösterilmeli. Meyveler iyi yıkanmalı ya da kabuğu soyularak yedirilmeli. Düzenli bir şekil­de sağlık kontrolleri de devam etmeli

Bulaşıcı Hastalıklar

Hava Ve Solunum Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
Su Ve Besinler Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
Cinsel İlişki İle Bulaşan Hastalıklar
Öpüşme İle Bulaşan Hastalıklar
Kızamık
Hastane Enfeksiyonları
Hepatit B Enfeksiyonu
Çocuklarda Bulaşıcı Hastalıklar
Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yolları