Tüm Hastalıklarla ilgili temel ön bilgiler bulabileceğiniz burda

Eller şifa dağıtıyor


Düzenli olarak yapılan Japon yüz masajı ile daha parlak, yumuşak bir cilde ve sıkı bir yüze kavuşmanız mümkün.

Formsante
Amerika ve Avrupa’da üniversite düzeyinde eğitimleri dahi bulunan Uzakdoğulu terapiler bizde de gittikçe yaygınlaşıyor.
Tamamlayıcı tıp terimini her geçen gün daha sık duyuyoruz. Bu terim genellikle Uzakdoğu kökenli tıp yöntemlerini de içinde bulunduran geleneksel tıp sistemlerini tanımlamak için kullanılıyor. Yani Batı tıbbının uyguladığı teşhis ve tedavi yöntemlerini destekleyen her türlü yeni terapi ve tedavi yöntemi, tamamlayıcı tıbbın ilgi alanına giriyor. İnsana bütüncül yaklaşan bu yöntemler, bedene kendi kendini doğal olarak tedavi edebilen bir mekanizma olarak bakıyor ve bu tedavi kapasitesinin oluşması için yollar arıyor.
Tamamlayıcı tıp günümüzde Batı tıbbıyla birlikte, onun etkisini azaltmadan, hastanın durumunu iyileştirmek üzere sık sık kullanılıyor. Hastalandığınız ya da bir hastalığınız olduğunu düşündüğünüz zaman önce bir doktora görünerek ondan yardım almanız ve sonra yine doktorunuza danışarak tamamlayıcı tıp terapilerine başvurmanız öneriliyor.
Tamamlayıcı tıpta kullanılan Uzakdoğu kökenli terapilerin hepsi hastalıkların temelinde ruhsal sorunlar yattığı düşüncesinden yola çıkıyor. Biz de bütünsel yaklaşımlarıyla bilinen bu terapiler arasında sadece el ile uygulananları sizler için mercek altına aldık: Dünyanın farklı ülkelerinde çalışan Brezilyalı Beden Terapisti Kimaya Riberio, bizi Japon yüz masajı ve hara farkındalık masajı ile ilgili konularda aydınlattı. Ruhsal gelişim danışmanı Ebru Tandoğdu, ayak refleksolojisi ile ilgili bilgi verirken terapist Ayşin Albayrak shiatsu konusundaki zengin bilgilerini bizimle paylaştı.
Shiatsu nedir?
Geleneksel Japon terapilerinden olan shiatsu, bizde de yaygın olarak kullanılıyor. Kelime karşılığı parmak ile baskı demek. Parmak, el, dirsek kullanılarak uygulanıyor ancak bu, kişinin ihtiyacına göre belirleniyor. Japonya'da yirminci yüzyılın başlarında o zamana kadar uygulanan elle tedavi yöntemlerinin bir sentezi olarak doğmuş ve daha sonra da tıp alanında kabul görmüş. Temellerini, Çin kökenli akupresur ve geleneksel Japon masajlarından alıyor. Bu terapi, bedenin kendi kendini iyileştirme yetisini harekete geçirerek bozulan dengeyi onarmaya çalışıyor.
Nasıl uygulanıyor?
Uygulama sırasında rahat bir kıyafet giyilmesi gerekiyor. Öncesinde aşırı yemek yenmemeli ve alkol alınmamalı. Uygulama sonrası bol su içilmesi bedende akışın rahatlamasına yardımcı oluyor. Ayrıca terapi sonrasında yoğun ve stresli aktivitelerden kaçınılması tavsiye ediliyor. Yumuşak bir yatak üzerinde giyinik olarak uygulanıyor. Ancak eğer yerde uzanmak mümkün değilse kişi sandalyeye oturtularak da yapılabiliyor. Yaklaşık 60 dakika süren bir shiatsu seansının 15 dakikası konuşarak geçiyor. Bu sohbet esnasında, terapiyi yapan kişi karşısındakine belli sorular yönelterek hastalığı ya da sorunu hakkında teşhis koymaya çalışıyor. Bu sohbet sonrasında uzman, vücutta hangi bölgede yoğunlaşması gerektiğini anlıyor.
İkinci aşama, konulan teşhisin karın bölgesinde doğrulanması. Yani karın bölgesine parmak ve el ile yapılan uygulamalarla, tekrar, kişinin rahatsızlığı konusunda ipuçları alınıyor. Sonrası ise kişinin ihtiyacına göre şekilleniyor. Uygulamada akupunktur noktaları üzerine çeşitli biçimlerde basılıyor; uzuvlar çekilerek esnetiliyor, eklemler çalıştırılıyor. Bu hareketler kişiden kişiye farklı uygulanabilirken, aynı kişiye ertesi gün yapılacak hareketler de tamamen değişik olabiliyor.
Nelere iyi geliyor?
Uzakdoğu tıbbına göre bir hastalığın belirtileri, bedende bulunan enerjinin çeşitli nedenlerle dengesizce dolaşması ile ortaya çıkıyor. Bu dengesizlik kendisini fiziksel olarak vücudun çeşitli organlarında belli ediyor. Kas gerginliği, asit birikmesi, hormonal dengesizlikler bunlar arasında sayılabiliyor. Shiatsu, diğer pek çok Uzakdoğu kökenli terapilerde olduğu gibi bu enerjinin düzenli akışını sağlamak için kullanılıyor.
Shiatsunun kronik ve akut hastalıklara karşı iyi geldiği söyleniyor. Kronik hastalıklarda hastanın hayat kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabiliyor. Seans sonrasında hissettiğiniz huzurun dışında, kendinizi enerjik ve dinç hissediyorsunuz. Öncelikle kas dokusunun esnekliğini artırdığı için sertlikleri ve gerilmeleri gideriyor. Baş ve sırt ağrılarının giderilmesinde yardımcı. Kan akışını hızlandırıyor. İç organların çalışmalarını düzenlediği söyleniyor. Sindirim sorunlarına, romatizma ve kireçlenmeye iyi geldiği, uykuyu düzenlediği ve ruhsal açıdan rahatlama sağladığı belirtiliyor. Sürekli yapıldığında duruşu düzeltiyor. Shiatsu terapisti Ayşin Albayrak, ''Hastalıklar oluşmadan shiatsu yaptırmak, hastalığın önlenmesinde etkili'' diyor. Yani hastalık henüz sizin fark edebileceğiniz türden sinyaller vermeden bir terapiste gitmek en doğrusu.
Japon yüz masajı nedir?İsminden de anlaşılacağı üzere bu Uzakdoğulu terapisi Japon kökenli ve tarihi de oldukça gerilere gidiyor. Yüz ve boyundaki akupunktur noktalarına yumuşak el hareketleri ve dokunma teknikleriyle masaj yapılıyor. Uzakdoğu inanışına göre dış güzellik, iç güzellikten yani sağlıklı bir bedenden geçiyor. Eğer vücuttaki enerji doğru bir şekilde akarsa, sağlık açısından bir sorun yaşamıyorsunuz ve bu da dış güzelliğinize, özellikle de yüzünüze yansıyor.
Nasıl uygulanıyor?
Yüz masajı için yüksek ve rahat bir masaj yatağına uzanmak gerekiyor. Bu esnada yüzünüzde makyaj ve üzerinizde küpe, kolye gibi şeylerin bulunmaması gerekiyor. Kimaya Riberio, bu tekniği Hint masajı ile birleştirerek kendine özgü bir yöntem yaratmış.
Nelere iyi geliyor?
Öncelikle kan akışı hızlandığı için cilde daha fazla oksijen taşınıyor ve ciltte gözle görülür bir canlılık oluşuyor. Kasılan yüz kasları açılıyor ve yüzdeki stres azaldığı için gergin görüntü yok olabiliyor. Yüz kasları çalıştığı ve açıldığı için cilt daha gergin görünebiliyor. Düzenli olarak alınan Japon yüz masajı ile daha parlak, yumuşak bir cilde ve sıkı bir yüze kavuşmanız mümkün. Kılcal damarlar, besinleri cildin yüzeyine daha etkin biçimde taşıyabildikleri için yaşlanma belirtilerinin oluşması da yavaşlıyor. Düzenli yapıldığında deri sarkması ve kırışmaya karşı iyi geldiği söyleniyor. Kısaca bu masaj sürekli dinlenmiş bir yüz ifadesiyle gezmenize yardımcı olabiliyor.

Uzun boy kanser habercisi!


Vücut yapısı, göz rengi gibi birçok fiziksel özellik, bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösteriyor.

İngiliz Daily Mail gazetesi, bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalara dayanarak, çeşitli fiziksel özelliklerin işaret ettiği hastalıkları listeledi. Gazete, vücut yapısı, göz rengi gibi birçok özelliğin bazı rahatsızlıklara yakalanma riskinin yüksek olduğunu gösterdiğini yazdı.
Açık renk gözler: Mavi, yeşil ya da gri gözlü insanların gözlerinde melonom oluşma ihtimali daha yüksek. Koyu renk gözlerde, daha bol olan melanin pigmenti koruma sağlıyor. Açık renk gözlülerde, körlüğe yol açabilen "yaşa bağlı maküler dejenerasyon" hastalığı da daha sık görülüyor.
Küçük ayaklar: Küçük ayaklı kadınlar doğum sırasında daha sık sorunla karşılaşıyor. Kadınlarda küçük ayakların, leğenkemiğinin dar olduğuna işaret ettiği, dar leğenkemiğinin de doğumu zorlaştırdığı belirtiliyor.
Kellik: Prostat kanseri ve kalp hastalıkları riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Saçları tepeden seyrelen erkeklerin, alın kısmından kelleşen erkeklere oranla prostat kanserine yakalanma riskinin iki kat fazla olduğu belirlendi. Kalp hastalıkları riski de alın kısmından kelleşmeye başlayan erkeklerde yüzde 9, tepeden kelleşenlerde yüzde 23, tamamen kel olanlarda ise yüzde 36 daha fazla.
Kısa bacaklar: Kalp hastalıkları riskini artırıyor. Doğumdan ergenlik çağına kadar yeterince sağlıklı beslenmeyen insanlar genellikle daha kısa bacaklı olurken, bu dönemdeki beslenme şekli kemik gelişimi ve kalp sağlığı üzerinde de rol oynuyor.
Uzun parmaklar: Boylarına oranla uzun parmaklı olan erkekler depresyona girmeye daha yatkın oluyor. Bu durumun, ana rahmindeyken üretilen testosteron seviyesiyle ilgili olduğu sanılıyor. Fazla testosteron, sinir sistemini etkileyerek depresyon ihtimalini artırıyor, aynı zamanda parmakların gelişimini de etkiliyor.
Geniş, yuvarlak yüz: Uyku apnesine yakalanma ihtimalinin fazla olduğunu gösteriyor. Geniş, kısa bir kafaya sahip olanların hava kanallarının da kısa olduğu ve bu durumun uyurken nefesin kesilmesine yol açtığı belirtiliyor.
Buruşuk kulak memesi: Kulak memelerinde çapraz şekilde buruşukluk olanların kalp hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek oluyor. Ana rahminde yetersiz beslenmenin kulak memesinde bu şekilde buruşukluk oluşmasına yol açtığı tahmin ediliyor.
Asimetrik eller: Sperm sayısının düşük olduğunu gösteriyor. Elleri simetrik olan ve yüzük parmakları uzun olan erkeklerin baba olma ihtimali daha fazla. İngiltere'de yapılan bir araştırmada, sperm sayısı en az olan erkeklerin en asimetrik ellere sahip olduğu görüldü.
Uzun boy: Uzun boylu kadınların meme kanserine yakalanma ihtimali daha yüksek oluyor. Hollanda'da yapılan bir araştırmaya göre, menopoz sonrası kadınlarda normal boyun üzerindeki her 5 cm'de meme kanseri riski de yüzde 7 oranında artıyor. Böylece normal boydan 10 cm uzun olan bir kadının meme kanserine yakalanma riski de yüzde 14 oluyor. Araştırmacılar bu durumu, uzun boylu kadınların ergenlik dönemine daha erken girmesiyle ilişkilendiriyor. Bu da kanserle bağlantısı olan seks ve büyüme hormonundan kaynaklanıyor.